En uygun fiyata eşarp, şal, çanta, sunum ve dekorasyon ürünleri..

EN UYGUN FİYATA EŞARP, ŞAL, ÇANTA, SUNUM ve DEKORASYON ÜRÜNLERİ.. TÜM MODELLERİ GÖRMEK İÇİN FOTOĞRAFI TIKLAYINIZ..

26 Aralık 2016 Pazartesi

Bir Günüm.. ( Hafta İçi )

Bir kaç hafta önce buradaki bir günüm yazısında hafta sonu bir günümün nasıl geçtiğini yazmıştım, hafta içi bir günü ayrıca yazacağımı belirtmiştim.. Onun için bugünü seçtim..

Hala bana en sık sorulan sorular bu konu yani her şeye nasıl yetiştiğim konusu üzerine.. 
İster çocuklu, ister çocuksuz, ister çalışan ister ev hanımı, kadınlar olarak çok fazla sorumluluğumuz var, zaman sorunu yaşıyoruz ve ister istemez kendimizi başkalarıyla kıyaslama hatasına düşüyoruz.. Özellikle internet aleminde tanık olduğumuz hayatlara bakıp sanıyoruz ki onlar her şeye yetişen mükemmel kadınlar, bizde bir sıkıntı var.. Kesinlikle doğru değil.. Ciddi yardımlar almıyorsanız her şeye yetişmek hayli zor..

İyi iş çıkarıyoruz yani hanımlar :)

Bakalım 2 ( okullu ) çocuklu bir annenin hafta içi ortalama bir günü nasılmış..

***

Sabah 7'de, üstelik kış saati uygulamasına bu yıl geçmemiş olmamız sebebiyle neredeyse zifiri karanlıkta güne başladık.. 

Kızımın giysileri akşamdan hazırdı.. Önce onu giydirdim..

Oğlumun okul kıyafetlerini bu hafta sonu yıkamakta gecikmiştim.. Hazır değildi.. Gece yatarken kurutucuya koymuştum, onları çıkarıp ütüledim ve oğlumda giyindi..

Ben de hazırlandım yola çıktık.. Oğlumu 3. çocuğun evine bırakıp kızımı okuluna götürdüm.. 3. çocuk oğlumun anaokulundan beri arkadaşı.. Annesi çalıştığı için sürekli bizimle takılıyor geliş gidişlerde bu yüzden onun adı 3.çocuk..

Kızımı bıraktıktan sonra dönüp oğlumu ve arkadaşını aldım onları okula bıraktım..

Eve döndüm. 

Çay demledim..

Termosumu doldurup bisikletimi alıp sahile indim.. 

Bir kaç km bisiklet sürdüm, mola verdim çay içtim, müzik dinledim, bolca fotoğraf çektim ve eve döndüm..



Yarım saat kadar şekerleme yaptım..

Kızımı okuldan almaya gittim.. 

Kızımın karnını doyurdum..

Bulaşık makinesini boşaltıp, tekrar doldurdum..

Kurutucudan çıkan çamaşırları katlayıp ütülenecekleri ayırdım.. 

Ütü yaptım.. 

Çamaşırları yerleştirdim..

Modarana müşterilerimin mesajlarına döndüm.. Yeni ürünlerle ilgili ayarlamaları yaptım.. Biraz internette gezindim.. Bu esnada bir şeyler atıştırdım.

Akşamdan artan çorbanın yanına karnabahar yemeği ve pilav yaptım..

Kızımla abisini ve 3.çocuğu okuldan almaya gittik...

Eve döndük..

Kızım uyuyakaldı bende yanına yatıp sarıldım biraz kestirdim..

Çocuklar sofrayı kurdu.. 

Akşam yemeği yedik.. 

Bulaşıkları yerleştirdim.. Mutfağı toparladım..

Beslenmeleri hazırladım çantalara yerleştirdim.. Okul çantalarını kapının önüne yerleştirdim..

Market alışveriş listesi yaptım..

Çocuk odası ve oturma odasında yarın yapacağım temizlik için ortalığı toparladım.. Ütü masasını vs kaldırdım.

Yarın yola çıkacak Modarana kargolarımı hazırladım.. Paylaşım yapıp bir kaç mesaj cevapladım.. 

Çocukları yatırdım..

Çay demledim..

Ponçikle biraz oynadım.. 

Ve şimdi post yazıyorum.. Az sonra yayınlayıp bir film seçeceğim ve muhtemelen yarısında sızacağım :)

Sonrasında saatin çalmasıyla yeni günün koşuşturması başlayacak..

Hoşçakalın <3

mutluhayatblog@gmail.com

6 Aralık 2016 Salı

Geri Dönüşüm / Yemek Masası Boyama


Özellikle Facebook'tan takip edenler eski eşyalara düşkünlüğümü ve çok ilginç bir çöpümüz olduğunu, sürekli harika eski eşyalar bulduğumu bilirler
Mahallece aramızda adı konmamış bir anlaşma var sanki.. Herkes biz dahil, kullanmadığı eşyasını konteynırların yanına bırakıyor ve kim görür beğenirse oradan alıyor.. Bugün bir poşet küçülen kıyafet bıraktık bizde mesela.. Akşam üstü okul için tekrar çıktığımızda poşet yoktu :) 

Evde koskoca bir koltuk takımı dahil bir sürü boyanacak eşya var yani.. Sadece çöpten değil başka yerlerden de topluyorum :) Çok sevdiğimden olsa gerek sürekli karşıma bayılanılası, işime yarayacak parçalar çıkıyor.. Kaçırdıklarım da cabası :(

Bu postumuza konu olan masa, eşimin ofisinde yemekhane masası olarak kullanılan masalardandı.. 

Şimdi değişime uğramış, boyanmış, cilalanmış haliyle çalışma masama merhaba deyin :)


***
Ayak kısmı metal, siyah ve paslıydı.. Üst kısmının boyasız halini fotoğraflamayı unutmuşum.. Ancak rengi tam parkelerimin rengindeydi..


Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz fiskos masam ise, evimizin tavan arasından çıkan parçalardan.. Orada keşfedilmeyi bekleyen ve eski ev sahibi tarafından "istediğinizi alabilirsiniz" iznimin olduğu bir sürü harika eski eşya var.. Henüz tam anlamıyla girebilmiş değilim içeriye yalnız :)

Fiskos masamı sadece bu haliyle göreceksiniz bu postta.. Hala bitmedi.. Çünkü ben daha önceden nalburdan aldığım bir fırça ile boyadım onu, ve fırça sert olduğu için fırça izi kalıyor.. Son katı ve verniğini hobi marketlerden bulabileceğiniz ipek kıllı fırça ile atacağım.. Onlar iz bırakmıyor...

Masamı rulo fırça ile boyadım.. Yine nalburdan almıştım..

Gelelim nasıl boyadığıma..

İlk olarak boyamı birebir oranında sulandırarak astar boya hazırladım.. 1 çay bardağı suya, 1 çay bardağı boya gibi.. Astar boya özellikle koyu renkten açık renge dönerken muhakkak yapılması gereken bir işlem.. 

Önce astarı attım.. 


Daha sonra hafif sulandırarak kıvam elde ettiğim boyamla diğer katları uyguladım.. Katlar arasında 2-3 saat kadar beklemek yeterli olurdu aslında ancak ben okula gidiş, gelişler, çocuklarla ilgilenme, ev işleri vs. derken günde bir kat atabildim neredeyse.. Epey uzun sürdü bitirmem..

Ayak kısmını yanılmıyorsam 6 kat boyadım.. Üst kısmını açık renk olduğu için daha az.. En son bir katta vernik attım..

Ve sonuç son derece mutluluk verici oldu :)


 Odamda çalışma masası ihtiyacım vardı ve bu eksikliğimi geri dönüşüm yoluyla az bir maliyetle karşılamış oldum..


Şimdi Modarana kargolarımı masamda hazırlıyor, postlarımı da yine burada yazıyorum.. Odamdaki diğer eşyalarla da çok uyumlu oldu.. 

Duvar içinde yine bir geri dönüşüm planım var dilerim vakit ayırabilirim ve hemen paylaşabilirim sizle..


Peki hangi boya ve verniği kullandım ? 

Boyam Rich Multisurface 2100 beyaz rengi.. 
Mucize boya olarak anlandırılıyor ve çok popüler bu ara.. Zira tekstilden, metale, fayanstan deriye pek çok yüzeyde zımpara gerektirmeksizin kullanılabiliyor..

Verniğim yine aynı markanın  su bazlı verniği.. 
Vernik konusunda genelde zamanla sararma yaptığı söylentisi var ben de bunu sorup danışarak aldım bu ürünü tavsiye ettiler ve asla sararma problemi yaşatmadığını söylediler.. Vernikte aynı boya gibi uygulanıyor.. 

Ben İstanbul Bakırköy'de bir hobi marketten aldım.. Fotoğrafta gördükleriniz küçük boyu.. Ancak birden fazla eşya boyayacaksanız büyük boyunu alın derim bu şekilde bereketsiz oluyor. Ben de öyle yapacağım.. 
Küçük boyu 7.5 TL , Büyük boyu 25 TL idi yanılmıyorsam..


Fırça olarak yukarıda belirttiğim gibi nalburdan aldığım fırçaları kullandım ancak memnun değilim.. Hobi marketten ipek kıllı fırça ve rulo fırça alacağım diğer eşyalarımı boyamak için.. 

Hoşçakalın :)

mutluhayatblog@gmail.com

2 Aralık 2016 Cuma

Burun Estetik Ameliyatım / Op. Dr. Volkan Kahya

Bu yazımda sizlere burun estetik ameliyatımdan detaylıca bahsedecek, ve kafanızdaki soru işaretlerini gidermenize yardımcı olmaya çalışacağım..

Yaklaşık 1.5 yıldır gündemimde burun estetiği yaptırma düşüncesi vardı.. Biraz korku, biraz yazı rahat geçirmek, gezebilmek ve benim için en önemlisi güneş gözlüğüme doyabilmek için ameliyatı erteledikçe erteledim kasım sonunu buldu ameliyat olmam..

***

Neden burun ameliyatı oldum ?

Benim burun kemiğimde kırık vardı şekliyle ilgili zaman zaman söylensem de estetik olma planım yoktu aslında.. Ancak zamanla burnum şekil değiştirdi.. Eskiden yandan bakınca rahatsız edici sayılabilecek eğri bi yapısı vardı.. Ancak zamanla yandan bakınca düz görünmeye, fakat önden oldukça eğrilmeye başladı.. 
Kimse burnumun yamukluğunu farketmiyordu ilk bakışta ancak yüz ifadem değişti.. Gözlük burnumun bir tarafına iz yapıyordu mesela eğrilik yüzünden..
Hafif nefes alma problemleri de yaşıyor olsam da asıl takıntı yaptığım önden gitgide eğrilmesiydi itiraf ediyorum..

Toparlarsak, burnumdaki kırık kemiği düzelttirdim bu esnada da hafif küçük ve hafif kavisli bir görüntü rica ettim doktorumdan..

Burnumun öncesi / sonrası fotoğraflarını burayı tıklayarak doktorumun ınstagram sayfasında görebilirsiniz.. 


***

Doktor Seçme / İlk Muayene Aşaması

Ameliyat düşüncem netleşince doktor araştırma aşamasına geldim.. Herhangi birinden tavsiye almadım.. Google ve ınstagramdan yardım aldım bu konuda.. 
Toplamda 7-8 adet doktoru yakın markaja aldım ve doktorun adını duyurmasıyla alakalı olarak fiyatların katlandığını gördüm.. Bir kaçını uçuk rakamlar dolayısıyla eledim.. 
3 doktoru uzun süre takip ettim ınstagram hesaplarından ve sonunda doktorum Volkan Kahya'da karar kıldım. Hemen ınstagram üzerinden iletişime geçtim.. Kısa sürede yanıt geldi ve benden burnumun önden ve yandan fotoğraflarını istedi Volkan Bey.. 
Gönderdim ve ilk görüşmeyi ınstagramda mesaj üzerinden yaptık böylece.. Ortalama bir fiyat aldım benim için uygundu ve randevu almak üzere asistanı Merve Hanım'la iletişime geçtik. Eşim Merve Hanım'la muayene tarihi ayarladı ve geçtiğimiz yaz başında yüz yüze muayene oldum..

 Ne istediğimden bahsettim muayene sırasında Volkan Bey bana burun yapım hakkında bilgi verdi.. Eğriliğin düzeltilebileceğini ve bu esnada istediğim küçük estetik dokunuşlarında yapılabileceğini öğrenince kararım netleşti.. 
Yazın ameliyat olmak istemediğim için ilerleyen bir tarih rica ettim ve Volkan Bey ameliyat olmak istediğim tarihten 2 hafta önce tekrar iletişime geçmemin yeterli olacağını söyledi..

***

Doktorum Hakkında Görüşlerim ve İletişim Bilgileri



Geldiğimiz aşamada doktorumdan çok memnunum gerek yaptığı işler olsun, gerek iletişimi güler yüzlü, esprili kişiliği ve açıkca bilgi vermesi olsun son derece içime sindi.. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum..

Instagram DM veya Whatsapp üzerinden direk iletişime geçebilir, bilgi alabilirsiniz.. Bizzat kendi cevap veriyor.

Op.Dr. Volkan Kahya Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ve Baş Boyun Cerrahı

Instagram : instagram.com/drvolkan_kahya

Whatsapp : 0 532 760 46 18  

Web Sitesi : www.volkankahya.com

Burun estetiğimi yapacak doktorun estetik cerrah olmasından ziyade KBB uzmanı olması aradığım kriterlerden biriydi ve Volkan Bey bu özelliğiyle de beklentimi karşılıyordu.. Onu seçme sebeplerimden önemli bir tanesi buydu..

***

Ameliyat Tarihinin Belirlenmesi, Ücretle ilgili Bilgiler ve Ameliyat Öncesinde Yapılması Gerekenler

Yazı rahat rahat gezerek geçirdim.. Bütçemle ilgili ayarlamaları da hallettikten sonra ameliyat zamanının geldiğine karar verdim.. 
Yazın ameliyat olursanız güneşe çıkmamanız gibi bir durum söz konusu.. Ameliyat ücretinizi ise hemen ameliyat öncesi nakit olarak yapıyorsunuz.. Kredi kartı ve özel bir ameliyat olacağı için herhangi bir anlaşmalı kurum /SSK vs. geçerli değil.. 

Ameliyat ücretinize, ameliyat öncesi kan tetkikleri, ameliyat sonrası kontroller ve hastanede 1 gece yatış ücretiniz de dahil.. 

Söyledikleri gibi 2 hafta sonrasına randevumu aldım..

Ameliyat tarihim belirlendikten sonra doktorumun asistanı Merve Hanım bana bu aşamadan sonra yapmam gerekenleri anlatan detaylı bir mail gönderdi..

Ameliyatımdan 3 gün önce kan tetkiklerim ve anestezi doktoru ile görüşmek üzere Biruni Üniversite Hastanesi'ne gittim.. Ameliyatım da bu hastanede oldu.. Doktorumun ayrı bir muayenehanesi var.. 

Anestezi doktoruna doğru bilgileri vermeniz çok önemli.. Sürekli kullandığınız ilaçlar, geçirdiğiniz ameliyatlar vs. her şeyi eksiksiz bildirmeniz gerekiyor..
Ben antidepresan ve alerji ilacı kullandığımdan, genel anestezi altında 2 sezeryan doğum geçirdiğimden vs. her şeyden bahsettim.. İlaçlarımı ameliyat öncesi ne zaman içeceğimi kararlaştırıp kan vermek üzere yanından ayrıldım doktorun.. 
Kan verip, ameliyatla ilgili bilgilendirme forumunu okuyup, olabilecek riskleri kabul ettiğimi bildiren onayı da verdikten sonra o gün için işim bitti ve ameliyat tarihini beklemeye koyuldum.. 

Kan sonuçlarımın ameliyat günü doktorumun elinde olacağı söylendi herhangi bir sonuç beklemedim..

***

Ameliyat Günü

Ameliyatım sabah saat 10'da olacaktı.. Gece 00:00'dan yani 12'den sonra bir şey yememem/içmemem gerektiği söylenmişti.. Öyle yaptım..

Ameliyat saatinden 1.5 saat önce hastanede olduk.. En yakın arkadaşım Yeşim yanımdaydı.. Hasta yatış işlemlerini yaptırıp odamıza çıktık birlikte.. Eşim bu esnada o gün sınavı olan oğlumu okula bırakıyordu.. Kızım benimleydi.. 

Odam gayet temiz ve güzeldi.. Hastaneyle ilgili bir eleştiride bulunacak olursam akşam yemeğimizi getirmeyi unuttular.. Ve bir kaç kez istememize rağmen gelmek bilmedi.. Neyse ki sorumlu hemşire yardımcı oldu ve duruma el koydu.. Hatta bu durum için tutanak tarzı bir şey hazırladı yönetime sunulmak üzere.. 


İlk girdiğimizde arkadaşımın yatabilmesi için bir yer yoktu sonradan açılabilir kanape getirdiler..



Biraz fotoğraf çekip yerleştikten sonra, doktorumun asistanı geldi önce.. Burnumun fotoğraflarını çekti.. Sonrasında doktorum geldi ve bu fotoğraflar üzerinden tekrar görüştük ameliyat hakkında 

Torunum Fatma'da yatağın üzerinde gördüğünüz gibi hiç yalnız bırakmadı beni :)


Biz görüşmeyi bitirdikten sonra eşim geldi.. Ödemeyi yaptı.. 
Hemşirem geldi beni ameliyata hazırladı.. Ki çok tatlı bir kızdı.. İpek kirpik yaptırmış kirpiklerine bayıldık arkadaşımla ve yaptırdığı yeri öğrendik biz de yaptıracağız :)

***

Ameliyat Anı ve Sonrası

Ameliyathane kapısında bana kolumdan ilaç verdiler.. Normalde ameliyat korkum olmasına rağmen o an korku hissetmedim.. Herkesin güler yüzlü olması ve rahatlatıcı tavırları iyi geldi.. Ameliyathaneden içeri girerken hafif hafif başım dönmeye başlamıştı.. Güzel bir müzik çalıyordu duvar renkleri hoş bir maviydi.. Ortam güzelmiş dedim güldük :) 
Son sözlerim " galiba ben gidiyorum kolay gelsin size :)" oldu güldük yine ve sonrası yok bende.. O cümleyi de tamamlayabildim mi bilmiyorum :) 

Gözümü açtığımda odamdaydım arkadaşım yanımdaydı.. Eşim okula gitmiş ayılmama yetişemedi.. Sonradan geldi oğlumu da gördüm elimi tuttu.. Hiç acı ve ağrı hissetmiyordum.. Sırt üstü yatmam ve kesinlikle sağa ve sola yatmamam gerektiği söylendi.. Epey bir saat gözüme buz koymamız gerekti.. Sanırım her saat başı 10 dakika kalıyordu.. Bu şişlik ve morlukları kontrol altında tutabilmek içinmiş.. Canım dostum hiç aksatmadan saatlerce buzlarımla ilgilendi dakika tuttu.. Bu kısımlar flu ben de sürekli uyuyordum kısa kısa ama.. 

Eşim çocukları babaannelerine bırakıp tekrar geldi.. Ben kendimi iyi hissediyordum tek sıkıntım sürekli düz yatmak zorunda olduğum için sırtım ağrıyordu.. Arada öne doğru oturup kendimi rahatlatıyordum.. Eşime sen işe git aksatma işini daha fazla dedim biz arkadaşımla kontrol altına almıştık her şeyi.. Gece eğlenceli geçti.. İkide bir sen rahat mısın demekten bi rahat bırakmadık birbirimizi tabii :)  Cafeye inip çay bile içtik.. 

Yalnız gece uyurken horluyordum :)) 
Kendi horlama sesimle uyandım sürekli. Noluyo ya ! diye uyanıyormuşum Yeşim taklidimi yaptı güldük :) .. Ertesi gece bu durum geçti evde.. Sanırım garezim arkadaşımaymış :) O çok güzel uyudum hiç sorun yok dese de uyutmadım onu bence :) Çok güzel baktı bana hakkını ödeyemem..

Hastanede 1 gece kaldıktan sonra çıkış işlemlerimiz hızla yapıldı beklemedik.. Merve Hanım, 1 antibiyotik, 1 vitamin, 1 bana özel alerji ilacı, 1 ağrı kesici ve 3 ayrı damladan oluşan reçetemi getirdi.. İlaçları bana video çekerek anlattı.. Bu yöntemi sevdim.. İlaçlarımı kullanırken evde bu videodan faydalandım.. İlaçların çoğunu da anlaşmalı kurumlar ödemiyor aklınızda bulunsun..

Evde nasıl istirahat etmem gerektiğinden ve 3 gün diş fırçalanmayacak, 3 gün sakız çiğnenmeyecek, 10 gün ağır spor yapılmayacak, yüzüne su değmeyecek saçlar kuaförde yıkanacak gibi diğer detaylardan da bahsettikten sonra kontroller esnasında tekrar görüşmek üzere Merve Hanım'la ayrıldık..

***

Şimdilik bu kadar...

Şu an hala nekahat dönemindeyim..
Yakın zamanda yazacağım 2. yazımda da ameliyat sonrası iyileşme süreci, şişlik, morluk durumları, tampon ve alçının çıkarılması gibi aşamalardan bahsedeceğim..

Hoşçakalın :)

mutluhayatblog@gmail.com

27 Kasım 2016 Pazar

Psikiyatristle Görüşme Sürecim.. 2. Yazı / Sorgulama.. Kabullenme..

Konuyla ilgili İlk yazım burada.. Henüz okumadıysanız ilk olarak onunla başlamanızı öneririm..

***
Psikiyatristle görüşmeye başlayıp ilaç kullanmam sonrasında ilk 15 gün hiç bir şey değişmedi.. Doktorum bunu zaten söylemişti.. 

 İlaçları düzenli kullanıp sabırla 15 günün geçmesini bekledim.. Bu bile iyi gelmişti aslında.. Çünkü sadece 15 gün sonra iyi olacağıma inandırmıştım kendimi..

Bir bıçakla keser gibi keskin bir şekilde olmadı ama, bir süre sonra bi şeylerin değiştiğini farketmeye başladım.. 

Müthiş bir sorgulama evresi başladı.. Rüyalarla başlamıştı ve açıkcası en az rüyalar kadar yorucuydu.. Zihnim o kadar hızlı çalışıyordu ki bedenen hiç bir şey yapmasam da inanılmaz yorgun oluyordum.. Bu uykularımın düzelmesine de bir parça etki etti..

Günlerce düşündüm istemli istemsiz.. Çokça kendime kızdım bazı şeylerin bana yapılmasına izin verdiğim için.. 
Klişeleri bir kenara attım.. 
İlk affeden en güçlü, ilk unutan en mutlu bla bla bla..

Peki ya artık affedemiyorsa ?

Affetmemeye karar verdim.. Belki benim gücümü gösterme yöntemimde buydu.. Belki bu sefer iyilik timsali olmak zorunda değildim belki bana zarar veren buydu.. 
Evet hatta buydu.. 
Bir sürü sürüncemede olan insan ilişkim vardı.. Hani söze dökmeye çalışsan öyle hemen anlatamayacağın.. Ama seneler içinde hep bir negatiflik aldığın.. Küçük küçük şeylerle daima seni iğneleyen.. 
Evet bu kız bana dost değil dediğim mesela.. Bu benim zor anımı kolluyor bir tekme de kendi atmak için, bir diğeri mesela bir sürü şey yapmadı mı alttan alttan.. Hiç bir zaman samimi olduğuna inanmadın peki bu kadar şans vermek niye ? 
Niye tüm bu insanların hayatının içine girmesine izin veriyorsun ? En son yine ortalık karıştırmaya çalışmadı mı sinsilikleriyle ?  
Ne şansı daha dön arkanı git seni tutan ne ?

Köpeğe değil de sahibine olan saygı mı ? 

Pardon da sahibinin saygılık tarafı mı kaldı artık ? Hiç olmamıştı ki aslında.. Neyin saygısı bu ? Ne zaman yanındaydı ? O seni seviyor düşünüyor mu senin düşündüğün kadar.. Yahu kaç kere gözünün içine bakıp nasılsın dedi ? 

Hiç di mi ? :)

Sal ipini gitsin !

Saldım gitti.. 
Affederek rahatlamadım ben.. 
Affetmemeye karar vererek rahatladım.. Yok sayarak.. 
Idısı dıdısı bıbısı komple nesi var kimi yoksa hepsini komple ! Saldım gitti.. 

Nasıl bir ferahlamaydı anlatamam.. Hiç olmamışlar gibi.. 
İnanılmaz bir huzur bu.. 

***
Bu huzuru yakalamak kolay olmadı.. Öncesi çok dikenli bir yol gibiydi.. Kanaya kanaya yırtıla yırtıla geçtim..

 Bir tanesi whatsapp yazışmasında benden "bu gerizekalı" diye bahsediyordu mesela :) Üstelik bana dedikodusunu yapıp kötülediği insanlara benim hakkımda inanılmaz şeyler yazıyordu..
Oysa yıllardır benim ona yapmadığım iyilik kalmamıştı.. 
Hep şüphelenmiştim ama.. O gün gizlice o telefonu elime alırken içinde kendimle ilgili bir şeyler bulacağımı bilerek aldım.. Ve yanılmadım.. Yanılmayacağımı biliyordum.. Hislerime daha önce kulak vermediğim için kendime çok kızdım..

Hakkımda inanılmaz yazışmalar vardı.. Hepsini kendi ipadimle fotoğraflayıp belgeledim.. Ve hiç bi şey belli etmedim..
Günlerce sessiz kaldım.. Üzüldüm.. Kalbim o cümlelerin ağırlığını kaldıramadı.. Buruldum.. Kırıldım.. Bana duyulan o sebepsiz nefreti uzun süre algılayamadım..
Yaşadığım tüm olayları zihnimde tekrar tekrar oynattım.. Fedakarlıklarımı, karşılığında gördüklerimi.. O cümleleri tekrar tekrar okudum.. 
Üstelik bu cümleler yazılırken ben çocuğumun sağlam kalan tek böbreğini kurtarabilmek için maddi manevi çırpınıyor, eşimle de hayatımın en kötü günlerini yaşıyordum..

Hiç bir şey yapmadım.. Sadece çektiğim ekran fotoğraflarını gönderdim..

Biliyorum evet hakkımda yazdıklarını, sakladığın düşüncelerini..

***

Sonrası kabullenme evresi.. 
Evet kandırıldım.. Suistimal edildim.. Hem de şuraya konu dahi etmeye değmeyecek pek çok kişi tarafından.. 
Peki ne yapacağım ? 
Kırılıp dökülmeye devam mı edeceğim ? 

Hayır ayağa kalkacağım..

***
Günler süren sessizliğimin sonunda,
hiç birini affetmemeye karar verdim..

Yüklerimden kurtuldum.. Acıma duygumu bir kenara bıraktım..

Sonrası, 

Bi hafifleme hali.. 
İçten gelen, nasıl bir şey olduğunu unuttuğun bir kıpırtı.. 
Baharın gelmesi gibi, aşık olmak gibi, bir heves ve heyecan hali..

Tam bir ayağa kalkma süreci.. 

***
Devam edecek...

mutluhayatblog@gmail.com

21 Kasım 2016 Pazartesi

Oturma Odası Dekorasyonum / 2.Yazı

İlk oturma odası dekorasyonum yazımda kilimi siyah tarafıyla ve koltuğu da köşe haliyle görmüştünüz..
Evde sıklıkla değişiklik yapıyor ve bunu seviyorum.. 


Bu kilimi ilk gördüğümde aslında desenine vurulmuştum.. Çift taraflı kullanılması artı beğenimi kazandı.. Bu detayı sevdim.. 


Beyaz kısmı daha aydınlık daha fresh gösterdi odamı.. Ve siyah kısmını kullanmak evet daha zahmetli.. Gün aşırı ev süpürmeme rağmen hayli toz tutuyordu.. Ama onun görüntüsü de bir başka güzel benim için.. Zahmeti çekilir.. 




Koltuğumu da sıklıkla bölüp kullanıyorum.. Bu kez bir parçasını karşı tarafa alıp köşe durumunu bozdum.. 



Masamı odanın öbür köşesine koydum yemek alanını ve oturma alanını ayırmış oldum.. 
Masanın üzerindeki tablo eşimin ressam arkadaşının bize hediyesi.. Renklerini ben  seçtim hikayesi ona ait.. 2 büyük ve onların içinde 2 küçük ayak var üzerinde, eşimin benim, 2 çocuğumuzun olmak üzere.. Ayakları yere sağlam basan ailemizi temsil ediyor.. 


Bu odayı çocuk odasından oturma odasına çevirmemin bir diğer sebebi manzarasıydı.. 
Evimizin tamamından göl görünüyor ancak üst kattan karşıda hiç bina görmüyorum ve dış dünyadan soyutlanmış gibi hissediyorum ve bunu seviyorum.. 


Hoşçakalın :)

Duvar Rengi : Dyo Yeni Çağıl
Köşe Koltuk : İkea Söderhamn
Çift Taraflı Kilim : Koçtaş
Çiçeklik / Tv Ünitesi / Küçük Sehpa / Tül / Masa / Bank / Şifonyer : İkea
Sepet / Küçük Ayna : Madame Coco
Pullu Kırlentler : Ben diktim..
Fiyonk Yastık : Tuba Can
Çerçeveler : İkea / Euroflora / Madame Coco
Tablo :  Ressam Erkan Yaprakkıran


mutluhayatblog@gmail.com

20 Kasım 2016 Pazar

Kaliteli ve Hesaplı Eşarp, Şal Modelleriyle Modarana :)

En uygun fiyata eşarp ve şal modelleriyle Modarana :)

Yeni ürünler geldi ekleyip güncelliyorum :)

Ürün fotoğraflarını, fiyat bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz.. Her türlü sorunuz için mail atmaktan lütfen çekinmeyin..

mutluhayatblog@gmail.com

Facebook ve Instagram'dan da ulaşabilirsiniz.. 

İyi alışverişler :)

***

Yeni Sezon Twill Kumaş Eşarp Modellerimiz

Her bir modelin fiyat bilgisi fotoğraf üzerinde mevcuttur..

Tok durur, düşme kayma yapmaz, kolay şekil alır kolay kolay bozulmaz.. Twill kumaş en kullanışlı kumaş cinsidir..
Bu fiyata sahip olacağınız kumaş kalitesine bayılacaksınız.. 
















***






***
MARİLYN MONROE VİNTAGE KOLYE

Adet 3.5 TL


***

İPEK GÖRÜNÜMLÜ, İPEK KALİTESİNDE ŞALLARIMIZ..

Kampanyalı fiyatıyla adet 20 TL

Tok durur, önü düşme kayma yapmaz, kolay şekil alır kolay kolay bozulmaz.. 
Bu fiyata sahip olacağınız kumaş kalitesine bayılacaksınız.. 

BAŞTA DURUŞLARI AŞAĞIDA MEVCUTTUR..





***

BURBERRY % 35 İPEK ŞALLAR

Kampanyalı fiyatıyla adet 45 TL

1.90*70 cm ölçülerinde.. Çift kat takılır, İç göstermez. Başınızdan çıkarmak istemeyeceksiniz..

BAŞTA DURUŞLARI AŞAĞIDADIR..



16 Kasım 2016 Çarşamba

En Kolay Tarifler / Gerçek Çikolatalı Kek

Kakaolu kek, çikolatalı kek bizim evde en çok sevilen kek çeşitleri.. Sanırım hiç farklı bir kek yapmadım ben :)
Son gözdemizi sizinle paylaşmak istiyorum. Harika bir tadı var.. Yumuşacık nefis bir kek.. Üstelik az malzemeli.. Borcamda yapıyorum ben dileyen malzemeleri birebir oranda arttırıp daha büyük tepside yapabilir..
Tarif hemen aşağıda..

Blogumdaki tüm kolay/denenmiş diğer tarifleri burayı tıklayarak görebilirsiniz..

Fotoğrafta görünen sunum çantalarına ve diğer eğlenceli ürünlere ise buradan ulaşabilirsiniz



MALZEMELER : 

1 su bardağı un
1 su bardağından biraz az toz şeker
1 paket kabartma tozu
150 gr tereyağı ( ben göz kararı koyuyorum muhtemelen 150 gr olmuyor ama genelde az yağlı yapma huyum var tüm yemek ve hamur işlerini )
150 gr sade çikolata 
3 yumurta

HAZIRLANIŞI : 

Tereyağı ve çikolatayı birlikte ocakta eritin.. İçine diğer malzemeleri de ekleyip karıştırın.. Borcama döktüğünüz kek karışımını 180 derecede pişirin.. Üzerine hindistan cevizi veya pudra şekeri serpip servis edebilirsiniz.. 


Hoşçakalın <3

mutluhayatblog@gmail.com

8 Kasım 2016 Salı

Psikiyatristle Görüşme Sürecim.. Başlangıç..

Bu yazıyı yazmamı merakla bekleyenler olduğunu biliyorum.. 
Aslında biliyor musunuz psikiyatriste gitmemle alakalı yazacak çok şeyim yok. Özel görüşmelerimizden zaten bahsetmeyeceğim artı ben ilaç tedavisi görüyorum.. 

Yani ilacın bana getirilerinden bahsedebilirim, ki bunu da yapacağım. Ancak bu reçetesiz ilaç kullanımına özendirici olur endişelerimden dolayı, düşündüğüm sıralamadan biraz farklı yapacağım yazacağım yazıların sıralamasını.. Çünkü direk doktora gitmenizi istiyorum. İlaç kullanılacaksa bunu doktor yazacak... 

***

Benim size asıl bahsetmek istediğim beni psikiyatristle görüşmeye kadar götüren nedenler.. Farklı başlıklar altında bunları sunmayı düşünüyorum.. Bir çoğunu kendiniz de yaşadığınızı farkedecek ve bir ayma yaşayacaksınız çünkü.. Zira birileri farkedip, kollarından tutup seni sarsana kadar yardıma ihtiyacı olduğunu farketmeyebiliyor insan.. 

Belki sizi sarsan da ben olurum kimbilir ?

Her şeyin farkında olup doktora gitmeye çekinenler için en sonda yazmayı planladığım bu yazıyı başa alıyorum şimdi..

Özel doktora mı gitmeliyim ? Devlet Hastanesine mi ?

Küçük yaşta annemi kaybetmem ve bundan sadece bir kaç yıl kadar sonra en az ölüm kadar acı veren başka bir ayrılık yaşamam sebebiyle zaten dönem dönem psikolog ziyaretlerim olmuştu.. 
Bu sebeple pek çok doktor gördüm.. Hiç birine devam etmedim.. Bana faydaları dokunacağına inanmamıştım..
Burada yazılacak olanlar tamamen kendi deneyimlerime dayanan kişisel görüşlerimdir. Aksini düşünen elbette olabilir..

Şöyle ki gittiğim iki ayrı özel doktordan da memnun kalmadım.. Bir tanesi beni sıkılmış gibi dinliyordu bir diğeri parasını ödediğim seansım sırasında özel telefon görüşmelerini yapmakta sakınca görmemişti..
Her ikisini de bir daha görmek istemedim..Birilerinin para karşılığı, üstelik de yüksek meblağlar karşılığı seni dinliyor gibi görünmeleri bana mantıklı gelmemişti o dönem.. Biri bunu yapacaksa karşılıksız olmalıydı..

Şu an gittiğim doktorum Devlet Hastanesinde çalışıyor.. 

Eşime ve babama en sonunda evet deyip doktora gitmeyi kabul ettikten sonra özel doktor istemediğimi belirttim.. Sonrasında eşimden randevumu içeren bir mail geldi.. 
Doktor erkekti.. Gidiyorum ama boşuna diye geçirmiştim içimden.. 

Doktorda olsa bir erkeğin, bir kadın olarak benim dert ettiğim şeyleri anlamayacağını düşünüyordum..

Sıram gelip içeri girdiğimde şaşırdım çünkü doktorum kadındı.. İsmi tıpkı benim ismim gibi her iki cinste de kullanılan isimlerdendi.. Bu bir parça rahatlattı..

"Çok iyi bir doktor olduğunuza eminim ancak fayda göreceğime inanmıyorum çünkü bir kere dışarıda bekleyen insanlar ve sizin kısıtlı zamanınız var.. Benimle yeterince ilgilenebileceğinizi düşünmüyorum.."

İlk sözlerim bu olmuştu doktora.. Çünkü daha önceki yıllarda yine bir devlet hastanesi doktoruyla görüşmem olmuştu ve onu da yarım bırakmıştım.. Çünkü sadece 15 dakika ayırabiliyordu hastalarına.. 
Doktorum gülümsedi ve yoo öyle olmayacak dedi.. Gördüm ki yaklaşık 10 yıldan bu yana pek çok şey değişmiş.. Ben kalkmak istediğimde kalktım karşısından..

Bazı sorular sorduktan sonra daha ilk görüşmede bana ilaç yazdı.. İlk 15 gün hiç bir değişiklik hissetmeyeceksin dedi.. İlk olarak 2 ayrı ilaçla başladım.. 
15 gün gerçekten bir değişiklik olmadı.. Ama umut olmuştu.. Boğulmak üzereyken birinin ip uzatması gibi.. Çünkü gerçekten boğuluyordum..

Gece yatarken içtiğim için veya bana en uygun ilaçları verdiği için mi bilmem herhangi bir yan etki olmadı fiziksel olarak.. İlaç kullandığımı hissetmedim bile hala hissetmiyorum.

Ancak sanırım bir ay / 45 gün kadar her gece ama istisnasız her gece film gibi rüyalar gördüm.. Her biri gerçek insanları, yaşadığım olayları barındıran inanılmaz gerçek, güçlü ve etkisinden çıkamadığım rüyalar..

Bütün bilinç altımı döktü.. Söyleyemediğim hatta söylemek istediğimi kendimin bile bilmediğim şeyleri rüyalarımda söyledim beni yoran insanlara.. Takmadığımı sandığım şeyleri taktığımı rüyalarımda farkettim.. Unuttum sandığım şeyleri unutmadığımı yine rüyalarım gösterdi.. Affettiğimi sandığım insanları aslında affetmediğimi hatta affedemeyeceğimi hatta artık görmek bile istemediğimi o süreçte farkettim..

Az önce kızımın suluboya fırçasını yıkadım.. Tıpkı fırçadan boyaların akıp temizlendiği gibi bütün bilinçaltım ellerime aktı..

Artık bildiğim, farkettiğim elle tutulur bir sürü gerçekle kalakaldım.. 

Her şey yüzeye çıktı.. Ne yaptım kendime ben böyle.. Neden izin verdim bu insanlara..

***
Rüyalar hala devam ediyor ama eskisi kadar sık değil nadir.. Doktorum bunların normal olduğunu söyledi.. Ayda bir kez görüşüyoruz. İlk başladığım ilacları artık kullanmıyorum.. Farklı tek bir ilaç kullanıyorum.. Toplamda bir yıl kadar sürecek ilaç tedavisi.. 
Ve her gittiğimde farklı bir şeyler uyguluyorlar.. Bir keresinde mesela 560 soruluk bir test cevapladım.. 

Sonuçta çıkan şeyler sorularla hiç alakası olmayan şeylerdi.. Alakasız sorulara verdiğim alakasız cevaplarla bana asıl beni anlattılar.. 

Rüyalarımda dökülen şeyleri o alakasız sorular sonucu bir de doktorumdan dinledim.. Tüm kontrolünü sağladığımı sandığım bedenim ve beynim üzerinde hiç bir kontrolüm olmadığını farkettim.. Çok farklı ve şaşırtıcı bir deneyimdi.. 

Sonrası sorgulama, kabullenme, ayağa kalkma, eyleme geçme şeklinde devam etti..

***

Yeni yeni anlıyorum yorulduğumu. Öyle eskisi kadar hevesli değilim Hiç bir şeye.. 
Koşturmalar, yıkılmalar, tekrar kalkıp hadi bi dahalar..
Maskeler ağır gelmeye başladı.. 
Hele şu "güçlü görünmek" için olanı yok mu ? 
Ağır geliyor artık yapamıyorum..

Yukarıdaki cümleler yazar Cihad Kök'e ait..

İşte tamda böyleydi.. Ben farketmeden önce.. 

***

Devam edecek...

mutluhayatblog@gmail.com


7 Kasım 2016 Pazartesi

Duvar Dekorasyonu

Duvar dekorasyonu, farklı tarz ve boyuttaki çerçeveleri bir arada sergilemek son yılların yükselen trendi.. 
Bu trendi ilk uyguladığımda olumsuz yorumlarla bi taşlanmadığım kalmıştı ınstagramda..  Şimdi her yer duvar dekorasyonu :)

Aşağıdaki ilk 2 fotoğraf alt kattaki salonuma aitti.. Burayı şu an çocuk odası yaptım.. Çerçevelerin çoğunu dönem dönem yaptığım ev boşaltmaca'lardan birinde instagram.com/catikatidolapbosaltmaca 'da sattım.. 

Şimdi yukardaki oturma odamda daha sade, minimalist bir duvar dekorasyonu yapıyorum ilk fırsatta paylaşacağım..



Yatak odası duvar dekorasyonumdan bir kare.. 


Burası da giriş dekorasyonuna bir örnek.. Şu an girişte kullandığım şifonyer oturma odamda.. Ancak çerçeve ve aynalar aynen bu şekilde duruyor.. Şifonyerin yerine ise rahmetli annemden hatıra dikiş makinasını koydum ve dantel bir örtü ile şıklaştırdım.. 


Çerçeveler : İkea, English Home karışık
Duvar Aynaları, Perde, Şifonyer : İkea
Güllü Masa Üstü Ayna : English Home
Takı Askılığı, Ev Biblo, Siyah Kafes Mumluk : Euroflora
Askılık : Bauhaus

Hoşçakalın <3

mutluhayatblog@gmail.com

3 Kasım 2016 Perşembe

Ev Düzeni ve İnsan İlişkilerine Dair 11 Tecrübe ve Öneri..


Aslında bugün Psikiyatristle Görüşme Sürecim başlıklı yazımı hazırlamak üzerine bilgisayar başındaydım.. Ancak öncesinde bu yazıyı okumanız gerektiğini düşündüm.. Bu postta evde düzeni sağlamak adına tecrübe edip uyguladığım fikirler ve insanlardan bolca zarar görmüş biri olarak insan ilişkilerine dair edilmiş bir kaç kelam bulacaksınız.. 

Ev düzeni ve insan ilişkileri ne gibi bir alaka sonucu aynı postta konu edildi diye düşünürseniz, okudukça farkedeceksiniz özellikle hayatınıza dahil ettiğiniz insanlar ev düzeninden, evlilik hayatınıza kadar pek çok şeye etki ediyor..

Hadi başlayalım..

* Günlük plan yapın, işlerinizi yazın..

Benim her zaman hayatımın her anında bir defterim olmuştur.. Bittiğinde hemen yerine yenisi gelir.. Şu an bile önümde duruyor.. 
İşlerinizi yazmak hem kontrolü ele aldığınızı gösterip kendinizi iyi hissetmenizi sağlar hemde daha organize olup zamanı iyi kullanmanıza sebep olur..

Güzel yazmanıza gerek yok, düzgün cümleler kurmanıza gerek yok.. Siz anlasanız yeter..  
Çok vakit ayırmanıza gerek yok.. Kalktığınız zaman yapın çayınızı kahvenizi.. Bi kahve içimlik zaman dilimine yazın günlük işlerinizi..

Mesela bugün benim listemde yazılı olanlar.. 

Bulaşıklar..
Çamaşır yıkama / kurutma / kaldırma
Buzluğa börek stok
Post taslak
Sipariş hazırlama
Market listesi
Ödev kontrol
Boş oda fazlalıklar 

Bunları yaptıkça üzerlerini çizmek sizi hem motive edecek, hem keyif verecektir..

Daha büyük zamanlı listelerde hayatınızı kolaylaştırmak için size yardımcı olacaktır.. Haftaya yapılacaklar ( kapılar silinecek ) vs. gibi.. 

* Ertelemeyin..

Mümkünse her şeyi zamanında yapmaya çalışın.. Boşa vakit geçirip işleri aksatmak yerine yapılacakları yapıp sonrasında kalan boş vaktin keyfini çıkarmak çok daha mantıklı.. 
Çünkü kafan doluyken yapacakların varken geçirdiğin o boş vakit çokta verimli olmuyor.. Ama aynı vakti işlerin bitmesi sonrasında keyifle geçirebiliyorsun.. 
Mola verin ama.. O ayrı..

*Erken yatın, erken kalkın..

Erken kalkınca enerjinize, yaptığınız ve yetişebildiğiniz iş sayısına inanamayacaksınız.. 
Aslında her şeye yetecek kadar zamanımız var.. Sadece doğru kullanamıyor ve gereksiz şeylere harcıyoruz

* Organize olun.. 

Her şeyinizin yeri belli olsun.. Ve ev ahalisinden de buna uymalarını rica edin.. Herkesin aradığı şeyin nerede olduğunu bilmesi veya aldığı şeyi aldığı yere bırakması işlerinizi büyük oranda azaltacak göreceksiniz..

Makas, havlu, tuvalet kağıdı, yedek ürünler vs. de hep belli yerlerde ve herkesin ihtiyaç halinde size sormadan ulaşabildiği yerlerde olsun

* Çocuklarınıza görev verin, eşinizle iş bölümü yapın..

Bu madde yukarıdaki maddeyle bağlantılı, daha örneklendirilmişi diyelim.. Benim gibi kontrol delisi, her şeyi ben yapıcam mantığındaysanız bu biraz zor olabilir.. Ama başarılabiliyor ben bile başardıysam herkes başarır.. 

Bırakın evde sizin dışınızda da bir şeyler yürüsün.. Her şeye yetişeceğim diye paralamayın kendinizi.. Bırakın her şey istediğiniz gibi olmasın.. İstediğiniz gibi olmasa da oluyor.. Bunu keşfedince işleriniz çok daha hafifleyecek, ruhsal olarak daha iyi hissedeceksiniz..

Bizde mesela eşimin işleri bellidir.. Büyük market alışverişlerini o yapar.. 
Toz alerjim sebebiyle sulu olmayan küçük süpürgeyi boşaltmak, yazın terası yıkamak, yine alerjim sebebiyle kuşumuzun kafesinin temizliği gibi şeylerde onun işi..

Çocuklarımında çeşitli görevleri var.. Bunları yapmak hem onlara sorumluluk bilinci aşılarken bana da büyük faydası oluyor.. Aman çocuğun yapacağı işten ne olacak dememek lazım inanılmaz işe yarıyorlar ve çokta mutlu oluyorlar işe yaradıkları için...

Banyoda havlu değiştirmek, tuvalet kağıdı alındığında sepete yerleştirmek veya bittiyse yenisini takmak oğlumun görevlerinden bir kaçı..
Çamaşır makinesini boşaltıp kurutmanın önüne götürmek, ve yine kurutma bittikten sonra makineyi boşaltıp sepeti yatak odasına götürmek oğlumun görevlerinden diğerleri..

Ütülediğim çamaşırlarını da dolabına kendi yerleştiriyor.. Her şeyinin yeri belli ve yenileri alta koyup dolapta olanları üste çıkarması gerektiğini de öğrettim buna göre diziyor..

Sofranın toplanmasına yardım etmek, odasının düzeni vs. gibi şeylerde diğer görevleri..

Kızımda sofra kurarken tabak, bardak, çatal, kaşık ve ekmek taşıyor.. Banyodan sonra saç kurutma makinesini dolaptan çıkarıyor ve kirli çamaşırlarını kirli sepetine kendisi götürüyor.. Onun görevlerinden bazıları da bunlar.. 

* Fazlalıklardan kurtulun

Dolabınızda kullanmadığınız kıyafetler, ayakkabı dolabınızda en son ne zaman giydiğinizi bile hatırlamadığınız ayakkabılar, takmaya fırsat bulamadığınız çantalar.. Kullanmaya fırsat bulamadığınız bir sürü ıvır zıvır.. Her şeyden beşer onar tane.. Tıklım tıkış, bir türlü düzen oturtamadığınız dolaplar..

Tüm bunlar size huzursuzluk veriyor mu ? 

Bu saydıklarım hiç başıma gelmedi ama eminim bana verirdi.. Çünkü ben dolapları belli bir kapasitenin üzerine çıkmaya başladığında gerim gerim gerilen, ve onları boşaltıp fazlalıklardan kurtuldukça mutlu olan biriyim..

Zaman zaman fazlalık bir eşyanın beni uykumu kaçıracak kadar rahatsız etmesiyle acaba bu bir psikolojik sorun mu ki diye düşünsem de :) son zamanlarda okuduğum kişisel gelişim kitaplarında, dinlediğim psikolog söyleşilerinde hep aynı şeyle karşılaşıyorum..

"Mutlu olmak için hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulun.."

Demek ki kendimi bildim bileli doğru yoldaymışım.. Hiç bir zaman dolaplar dolusu kıyafetim olmadı.. Yeni bir şey alacaksam mutlaka bir kaç kullanmadığım şey dolabımdan çıktı.. Bunu biliçsizce uyguladım.. Ya birine verdim, ya belediyeye gönderdim.. Satılabilecekleri satışa çıkardım..

Bu yüzden  3 kapılı küçük bir gardrobum ( ki sadece 1 kapısı benim.. ) ve sadece 1 adet giysi çekmecem var.. 
Dolabımdaki her bir parçayı mutlaka kullanıyorum.. Gereksiz yere yer kaplayan hiç bir şeyim yok.. 

Yatağım bazalı olmadığı için sürekli karşılaştığım kışlıkları / yazlıkları nereye koyuyorsun ? nasıl yetiyor dolabını sorusunun cevabı da bu.. Kışlıklarım veya yazlıklarım desenli bir karton kutuyu doldurmuyor bile.. Bu yüzden yer sıkıntım yok.. 

Eşim ve çocuklarımda aynı düsturda ilerliyor.. Sadece kızımın doğumda ve doğum günlerinde gelen hediyeler dolaysıyla çok fazla kıyafeti var /vardı ve şimdiye kadar hastanede birlikte yattığımız kadının bebeğinden, okul bahçesinde karşılaşıp hiç tanımadığımız kadının bebeğine kadar bir sürü bebeğe faydası dokundu.. Hatıra amaçlı sakladığımız bir kaç parça dışında her şeyi dağıttık.. 

Kurtulun.. 
Hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulun.. Dolaplarınıza çekmecelerinize alıcı gözle bakın.. boşu boşuna yer kaplayıp size ruhsal olarak yük getiren o kadar çok şeyle karşılaşacaksınız ve onlardan kurtulduğunuzda o kadar hafifleyeceksiniz ki inanamazsınız..

Ve eşyaların enerjileri olduğuna inanıyorum.. Sevmediğiniz, negatif enerji aldığınız ama bir şekilde görüşmek zorunda kaldığınız birinin, bir davet esnasında veya hayırlı olsun olur, bebek doğumu olur vs. bir şekilde size hediye olarak getirdiği bir şeyin, evinize negatif enerji yaydığına inanıyorum.. 

Sanki o kişinin varlığı o eşya aracılığıyla sürekli yanınızda, gözü her daim üzerinizde gibi.. 

Kurtulun.. Ne almış olursa olsun sizde böyle olumsuz duygular uyandıran bir şeyi evinizin içinde tutmayın.. 
Birine verin.. Verdiğiniz kişi aynı olumsuz duygularla yaklaşmayacağı için mutlu bile olacaktır. Bir taşla iki kuş.. Hem verdiğiniz kişiyi mutlu edin, hem baktıkça o kişiyi hatırlayıp, kendinizi kötü hissetmeyin.

* Akıllı alışveriş yapın.. 

Fazlalıklardan kurtulmanın en kolay yolu baştan onları evinize hiç sokmamak..

Alışveriş yaparken sakin olun.. Bir şeyi gerçekten istediğinizden emin olmadan onu satın almayın.. Yanınızdaki insanların veya satış personelinin sizi etkilemesine izin vermeyin.
Bunu alsam mı acaba diye düşündüğünüz bir şeyi almayın.. Çünkü gerçekten beğenseydiniz alsam mı diye tereddütte kalmazdınız.. Muhtemelen daha güzelini görüp pişman olacaksınız.. 

Ve uzun zaman önce bir yerde okuduğum çok işe yarayan bir tüyo.. Bir şeyi almak istediğinizde 15 dakika oyalanın.. Gerekirse mağazadan çıkıp dolaşın.. 15 dakika sonrasında o şeye karşı hala aynı duygulardaysanız o zaman alın..

Bu 15 dakikalarda o kadar çok şeyden vazgeçtim ve sonrasında daha çok beğendiğim başka şeyler aldım ki.. Her zaman etkili bir yöntem..

*Kendinizi ödüllendirin..

Bir sürü iş yaptınız ve tükendiğinizi hissediyorsunuz.. Mutlaka ara verin.. Hatta bunu tükendiğinizi hissetmeden yapın.. Bi kahve için.. Yanında çikolata yiyin.. Dergi karıştırın.. Ruj sürün kendinizi şımartacak bi şeyler yapın..

Daha da ötesinde kendinize hediyeler alın.. İstediğiniz bir kitap olabilir, her şey olabilir.. Ve hediye paketi yaptırmayı unutmayın..

* Büyüklerinizden yardım istemekten çekinmeyin.. 

Zaman zaman çocuklarınızı büyüklerinize bırakmaktan çekinmeyin.. Anne - baba olmanın dışına çıkıp eşinizle baş başa vakit geçirin, sevgili gibi gezin tozun eğlenin ve buna ihtiyaç duyup gerçekleştirdiğiniz için kendinizi asla suçlu hissetmeyin..

Nefes alma ihtiyacınız olması, hayatınıza bir süre mola verip değişik bir şeyler yapmak istemeniz o kadar normal ki.. 
Toplumumuzda evin reisi erkek gibi görünse de her zaman söylerim ki aslında bence reis kadın.. 
Ev hayatında her şey sizin etrafınızda dönüyor..  Siz mutluysanız eşiniz ve çocuklarınızda mutlu.. Siz kötü durumdaysanız bu otomatikman onları da etkileyip mutsuz ve huzursuz ediyor.. Bu yüzden kendinize yatırım yapmaktan kaçınmayın.. 
Bu yatırımı aslında ailenize yapıyorsunuz unutmayın.. Saçını süpürge edip sürekli fedakarlık yapmadan, kendinizi ve makul isteklerinizi ertelemeden de çok iyi bir anne olabilirsiniz.. Hatta emin olun daha iyi bir anne olursunuz..

* Hayır demekten çekinmeyin.. Ayıp olur duygusundan kurtulun..

Her ne kadar bazı insanlar dışardan baktığında "bütün gün evdesin ne işin var" gibi bir yaklaşım sergilese de, (ki biz zamanlar bende bunlardan biriydim :) aktif çalışma hayatım olduğu dönemlerde, annem bütün gün oturmadım dediğinde abarttığını düşünüyordum ve bir başka tanıdığımıza "bütün gün evde canın sıkılmıyor mu ? dediğimi hatırlıyorum..
Tamamen iyi niyetliydim.. Çalışıyordum ve insan bütün gün evde olunca sıkılır yapacak bi şey bulamaz gibi geliyordu..

Oysa öyle değil.. Bir evi yönetmek hele çocuklarda varsa hiç kolay bir şey değil.. Bir maraton koşusu gibi ve belli bir tempoda koşmazsan arkadan gelenler üzerine yığılıyor ve altında eziliyorsun.. Her şey belli bir rutinde ilerlemek zorunda.. İşin içine sosyal olarak ta aktif olayım isteği girerse işler bir parça daha karışıyor..

Yardımcı tutma gibi bir seçeneğiniz yoksa, sosyal hayatı da dengede tutmak lazım.. Benim acı tecrübelerime dayanarak size olan nacizane tavsiyem önceliklerinizi iyi belirleyin, hayır demekten çekinmeyin ve ayıp olur duygusundan kurtulun.. 

Özellikle blog yazmaya başladıktan sonra olmayacak insanlarla görüştüm ve daha da ileri giderek onları evime doldurdum.. Ben onlara karşı aynı duygusal yoğunluğu hissetmememe rağmen sırf beni sevdiklerini, bana hayran olduklarını söylüyorlar diye, bir şekilde bu ilgiye karşılık vermeliyim diye, çağırdılar şimdi gitmesem ayıp olur diye, sana geleceğiz dediler gelmeyin demek olmaz şimdi diye..  vesaire, vesaire.. Büyük hatalar yaptım.. En değerli şeyim olan vaktimi başkaları için boşa harcadım..

Evlilik hayatıma çok büyük zararları oldu bu durumun ve bir çok konuda ciddi aksaklıklar yaşadım.. 

Çocuğumu hafta sonu banyosunu yaptıramadan okula gönderdiğim de oldu.. Ailemi sabahın köründe kahvaltı edemeden yollara dökmelerim de.. 
Eşimin saatlerce trafik çilesi çekmesine, çocuklarımın perişan olmasına sebep olmalarım.. Yine deli gibi çalışan eşimin tek dinleneceği günde misafirim gelecek diye evden postalamalarım.. 
İnsanları ağırlayacağım diye günler süren ev temizlemelerim, bu esnada sürekli çocukları evden gönderip çocuklarıma hasret kalmalarım...
Eşimin servis şöförü gibi milleti getirip- götürmeleri.. Ve üstüne onlardan saygısızlık görmeleri.. 
Benden alınıp alınıp ödenmeyen ürünler. Benim tanıdıklarımdan alınıp alınıp ödenmeyen benim ödediğim ürünler.. Onlara karşı mahcubiyetlerim..  Maddi manevi zararlarımız..

Ve en önemlisi eşime karşı mahcubiyetlerim..

Tanınırlığımın getirmiş olduğu bir takım avantajlarla yanımda görünüp, isim duyurup sırtımdan kazanılan paralar.. Ama sonrasında benden asla ve asla bahsetmemeler.. Herkesle görüşürken çarşaf çarşaf yayınlar yapılırken nedense benle görüşmelerin gizli tutulma çabaları.. Tek bir kare paylaşılmaması.. 

Caf caflı günlerde evimi dolduranların, kendi sorunlarıyla saatlerce vaktimi alıp, beni ruhsal olarak çökertip eşime çocuğuma bu durumu yansıtmama sebep olanların,  bazı iletileri özellikle yazıp gözlerine gözlerine soktuğum halde kızımın hastalığını, ameliyatını görmezden gelmeleri.. Neler neler..

Ve geldiğimiz noktada ;

Kullanılmışlığım, başkaları için çabalarken eşime çocuklarıma hasret kalışım, yine onlarla geçirebileceğim fakat değmeyecek insanlara heba ettiğim günlerim, saatlerim,  insanlar sebebiyle hayat arşivime kattığım eşimle gereksiz kavgalarım, pişmanlıklarım ve maruz kaldığım büyük nankörlüklerle baş başayım.. 

Diyeceğim o ki, önce çocuklarınız, eşiniz ve eviniz.. Hayır demekten çekinmeyin ve istemediğiniz şeyleri sırf size ilgi gösteriyorlar diye mahcubiyet duygusuyla, insanlar mutlu olsun diye yapmayın..

Tabii ki çevreniz ve arkadaşlarınız olacak.. 
Ancak iç güdülerinize ve hislerinize güvenin.. Olumsuz şeyler hissediyorken görüşmeye devam etmeyin, evinize sokmayın.. Farklı şeyler hissederken, ayıp olur mu diye hissettiğinizden farklı davranışlarda bulunmayın.. Fedakarlık yapan taraf her zaman siz olmayın.. İlişkiniz bir dengede yürüsün.. İnsanlarla mesafenizi doğu ayarlayın.. 

Her şeyi yaşayıp tecrübe edecek kadar vaktiniz yok.. Bu yüzden başkalarının tecrübelerinden bolca yararlanmaya bakın.. Aklınızın başınıza gelmesi için 35 yaşınızı beklemeyin ve başınıza bir sürü şey gelmesi gerekmesin..

Abartılı sevgi gösterilerine kanmayın..

Size "idolümsün sana hayranım seni şöyle seviyorum seni böyle seviyorum " diyen bir insanın sizden nefret etmeye başlaması ve kötülük yapması, normal mesafede bir insandan kötülük görmenizden çok daha yüksek bir ihtimaldir.. 

Sizi sürekli öven insanlarla yakın arkadaşlık etmekten kaçının.  Mümkünse bunun olmasının önüne geçin.. En büyük darbeleri onlardan alacaksınız çünkü..

Güzel gibi görünen bu durumun size sayısız zararı olurken , öven kişinin de bir süre sonra övdüğü konular gözüne batmaya başlayacak ve bunu size de yansıtacaktır..

İnsanlar sizi sevebilir, imrenebilir ama daha ötesi bambaşka bir duygu.. Hayranlık, bir süre sonra baş edilemeyen ve nefrete dönüşmesi en muhtemel duygudur.. 

*Son olarak, sosyal medyanın, özellikle ınstagramın illüzyonuna aldanmayın.. 

İnsanların en güzeli, en düzgünü, en iyi görüntüyü paylaşma eğiliminde olduğunu ve bu tür fotoğraflarda çeşitli efekt ve ışık programları kullanıldığını unutmayın.. 

O evlerin temiz ve düzenliyken fotoğraflandığını, her zaman o fotoğraflardaki gibi tertemiz ve düzenli görünmediğini ve fotoğraf sahiplerinin hayatlarına 7 / 24 tanıklık edemeyeceğinizi, kimsenin göründüğü kadar mutlu hayatlar yaşamadığını bilin..  
Kendinizi, evinizi, hayatınızı gördüğünüz mis gibi, ışıl ışıl fotoğraflarla kıyaslayıp mutsuz etme hatasına düşmeyin.. 

Alacağınız tüm önlemlere ve onca emek vermenize rağmen bazen yetişemeyeceğinizi, işlerin yolunda gitmeyeceğini, kendinizi sıkışmış ve sorumluluklarınızın altında ezilmiş hissedeceğinizi bilin ve benim ara ara yaptığım gibi bu durumlarda oturup ağlamaktan yani rahatlamaktan çekinmeyin :)

Sizin gibi milyonlarca kadının aynı duyguları yaşadığını, ve dünyanın en zor mesleği olan annelik ve ev hanımlığını çoğu zaman başarıyla götürdüğünüzü aklınızdan hiç çıkarmayın..

Çocuklarınızı kendiniz büyütüp, evin tüm yükünü yardımcısız tek başına kaldırmak zorunda olduğunuz bir hayatınız varsa, hele birde çalışıyorsanız,  tüm bunları başarabildiğiniz için kendinizle gurur duyun..

Hoşçakalın <3

mutluhayatblog@gmail.com

İzleyiciler